• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

Sevgiyle dolu dolu yaşamak bize Yaradan’ın emri değil mi?

Ramazan GÜNTAY

Ramazan GÜNTAY

E-Posta : ramazan.guntay@gmail.com


 

Sevgili dostum, sana her zaman sevginin öneminden bahsetmişimdir. Yıllar önce Akşam Gazetesi’nin Çukurova Bölge Temsilciliği’ne atandığımda bizden, bölge sayfasına yazı yazmamız istendi. Ben de sürekli olarak yazı yazmaya orada başladım. Ondan önce haftada bir, ayda bir yazardım. Yazılarımda da sevginin, aşkın, dostlarla iletişimin önemine değinmeye dikkat ederdim.

Bir gün gazetemizin yazı işleri müdürlerinden eski dostum Erol Şengül aradı. “Arkadaş” dedi “Sen Adana’da birine âşık mı oldun? Nedir bu sevda yazıları, sevgi yazıları” diye sordu. Lafı uzatmayayım, ben de “Evet dostum. Âşık oldum. Ben Adana’nın bütün hanımlarına, erkeklerine, ağaçlarına, kuşlarına, solucanlarına, toprağına, velhasıl yaratılmışların hepsine aşık oldum Yaradan’dan ötürü” dedim. Evet sevgili dostum, biz ne kaybettiysek sevmeyi, saymayı unuttuğumuz için kaybettik.

 DÖNÜP BAKMIYORUZ BİLE

 Yolda vatandaş fenalık geçiriyor, yere düşüyor, çırpınıyor ama bizler ona bakıp yolumuza devam ediyoruz. Eskiden böyle yapmazdık, hemen yanına koşar, derdine derman olmaya çalışırdık. İlk yardım ekipleri yetişene kadar onu yaşama bağlamak için elimizden geleni yapardık. Ama ne yazık ki, artık yapmıyoruz.

Yani kısacası, her zaman söylediğim gibi “kalabalıklar içinde yalnız” olduk, bunu adeta bir yaşam tarzı haline getirdik… Ne kadar kötü değil mi?

Şimdi diyeceksin ki, nereden aklına geldi bunları yazmak. Yıllar önce meslek yaşamının büyük bir kısmını Bingöl’de geçiren bir öğretmen hanım kardeşimizin yazdıkları gözüme ilişti, oradan geldi aklıma. Zeynep Ceyhan hoca, inanın benden daha çok Bingöllü… Belki de Bingöl’ü benden çok seviyor. Kendisi Orta Anadolu’nun bir kentinden olmasına rağmen Doğu’da bir şehre aşık olan başka bir insan tanımadım diyebilirim…

Şimdilerde Anadolu’nun bir başka köşesinde, çok sevdiği ve kendi ifadesiyle “onlarla hayat bulduğu” öğrencilerini yetiştirmekle meşgul olan Zeynep hocamın, yayınlandığı tarihi bilmediğim “Bir yudum sevgi” başlıklı yazısının bir bölümünü seninle paylaşmak istedim:

 BİR YUDUM SEVGİ

 “Yavrularımızın kılığına-kıyafetine, açlığına-tokluğuna dikkat ederiz ya da etmeye çalışırız da, sevgi ihtiyacı, sevgi açlığı var mı yok mu diye hiç düşünmeyiz. Oysa yediden yetmişe hemen hepimizin ihtiyaç duyduğu en önemli şey sevgi. Şöyle bir hayatımıza göz atalım, ufacık bir tebessüm bizleri ne kadar mutlu ediyor bir düşünelim.

Gelin hep birlikte sevelim sevilelim. Ama nasıl? Hiç karşılık beklemeden sevelim. İşte sevginin doruk noktası da bana göre bu. Ağacı sevelim, kuşları sevelim, evimizi, eşyamızı, arabamızı sevelim ama en çok da İNSANI sevelim. Yaratılan varlıklar içinde en şerefli, en değerli varlık olduğu için sevelim... Tabiî hiç karşılık beklemeden. Hepimiz bir yerlerde bir işle meşgulüzdür. Bu işlerimizi icra ederken ne olur gelin yüreğimizdeki sevgiyi oraya hapsetmeyelim, çıkaralım açığa, gülelim güldürelim şu akıp giden ömürde; birkaç güzel iş yapalım ne dersiniz? “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” derken atalarımız ne güzel özetlemişlerdir sevginin yolunu. 

 

 

 

 

SELAMLAŞMAYI ESİRGER OLDUK

 

Resmi kurumlarda, hastanede, postanede, kuyruklarda duran insanlarda hep bir tedirginlik sezerim ve zaman zaman bende yaşarım bu tedirginliği. Acaba memur kızacak mı? Evet, durum bu maalesef, insanımız yani hepimiz gülümsemeyi, tatlı dili, selamlaşmayı birbirimizden esirger olduk. Oysa sevginin başaramayacağı, aşamayacağı hiçbir engel yoktur.”

Evet, sevgili dostum!

Yaradan’ın emirlerine, O’nun Elçisi’nin hadislerine baktığımızda, İslam dininin evliyalarının sözlerine kulak verdiğimizde, o günden bugüne yetişen ozanlarımızın, yazarlarımızın yazdıklarına bakarsak hepsinin “sevgi”nin nasıl vazgeçilmez ve birleştirici bir unsur olduğunu anlattığını görürüz. Yunus, “Yaradılanı severim, Yaradan’dan ötürü” diyor.

Sevgiyi unuttuğumuz için, birbirimizle iletişimimizi kestiğimiz için toplumsal olaylar giderek büyüyor. Olay sadece yıllardır annelerin gözyaşları dökmesine neden olan terör olayları değil aslında… Hemen her gün haberlerde izliyoruz, orada birileri birilerini öldürmüş, falan yerde bir ceset bulunmuş, bir yerde, adeta vaka-i adiye haline gelen kadın şiddeti yaşanmış…

Oysa o kadınlar değil mi bizi bu dünyaya getiren, bizi hayata hazırlayan…

Ne olursa olsun birbirimizi sevmemiz, saymamız ve “yaradılanı hoş görmemiz gerekir” Yaradan’dan ötürü… Çünkü O bize sevmeyi, saymayı, ölçülü olmayı emrediyor…

Evet, sevgili dostum!

Sevginin, hoşgörünün, kardeşliğin, yardımlaşmanın esas olduğu İslam dinine inanan, gönül veren, yüreğini Yaradan’ına teslim eden biz Müslümanlar için mukaddes olan üç aylara da girmiş bulunuyoruz. Bu mübarek ayların ilk kandili Regaib’i de idrak ettik. Bu mübarek günün hepimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ediyorum… Bu kutsal aylar hepinize mübarek olsun…

 

 

 

İzlenme: 1138 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Güzel yazılara hasret gidenler

    Misafir: Allah senden razı olsun ne güzel yazmışsın allah senin gibi düşünenleri çuvaltsın allahım 26 Mayıs 2013 22:44

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ