TEZEK

Güler GÜRÇAY

Güler GÜRÇAY

E-Posta : haberci12@gmail.com

 

Şimdilerde doğalgazlı evlerimizde rahat rahat ısınıyoruz, doğalgazlı ocaklarda suyumuzu ısıtıp yemeklerimizi pişiriyoruz. Doğalgazdan once bütün bunları yapmak için kömür veya odun kullanıyorduk. Peki kömür veya odunun olmadığı veya yetersiz kaldığı zamanlarda bilhassa köy veya kırsal kesimlerde insanlar nasıl ısınır, suyu nasıl ısıtır, yemeğini nasıl pişiriyordu. Başta sığır ve evcil hayvan olmak üzere yabani hayvanların gübresinitarih boyunca çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla kullanmıştır.

İnsanoğlu gübre olarak sebze ve meyvelerin daha iyi yetişmesi için faydalanılmıştır. Çamur ve samanla karıştırılıp bazı yörelerde evlerin, odaların tabanlarını, duvarlarını sıvamışlardır. Anadolunun muhtelif yerlerinde yine sap ve samanı karıştırarak Tezek yapılmış bu tezeği sobalarda veya ocaklarda yakarak ısınmışlardır.

 

Doğup büyüdüğüm ve her şeyinden mutlu olduğum köyümde mal gübresi dediğimiz sığır gübresi çok değerliydi. Sığırı güden çobanlar (mal nöbeti) dediğimiz büyük baş hayvanlardan oluşan sürüyü öğleye kadar otlatıp sonar su olan (çeşme, dere, göl) her ne ise sulayıp geviş getirmeleri, dinlenmeleri için gölgeli bir yerde dinlendirirdi.

Hayvanlar bir yandan geviş getirirken bir yandan gübreledikleri yerleri verimli hale getirirdi. İster büyük baş, ister küçük baş hayvanları olsun tarla sahipleri çobana hayvanları kendi tarlalarında yatırmaları için rica ederlerdi.

 

Hayvanların gübreleri tarlayı bereketlendirirdi. Kış boyu ahırlarda beslenen hayvanların gübreleri gübrelik denilen yerde toplanır bahar olunca tarlalara, bahçelerre, ağaç diplerine taşınırdı. Günümüzde ise çiçekçilik sektöründekurutup elenmiş koyun gübreside yok satmaktadır. Tarih boyunca güvercin gübresi olmak üzere bütün kuşların gübresi değerlidir. İyi üzüm bağının, iyi meyvenin kuş gübresiyle yetiştiğinin farkına varan çiftçiler (Örneğin kapadokya yöresi evlerinin çatılarını güvercin beslemeye dönüştürmüşlerdir.)

 

Sığır gübresi yakın zamana kadar hatta bazı yörelerimizdebilhassa güneydoğuda halen tezek yapımında kullanılmaktadır. Taze sığır gübresi toplanıp içine iri samanlar ve çok ince ağaç dallarını katarak iyice karıştırılır, sonrada iki yumruk büyüklüğünde yumak haline getirilip kuruması için kerpiç duvarlara yapıştırırlar, bir hafta veya on gün sonar kuruyan tezekler üst üste konulup istiflenir, kış günü özel tezek sobalarında harlı ateş olmasada içten içe yanarak soğuk odaları ve kalpleri ısıtır.

 

Geçniş zamanlarda Erzurum, Kars, Ardahan illerinde gördüğüm tesek sector haline gelmiştir. Şöyle ki büyük alanlara beton döker gibi tahta kalıplar çakılıp birkaç karış kalınlığında sığır gübresini kuruduktan sonra kalıp kalıp kesilip odun kömür gibi özel tezekler dükkanlarda satıldığını epeycede pahalı olduğunu görmüştüm.

 

Geçmişte Erzurum, Erzincan depremlerinde evlerine, çadırlarına ekmekten önce tezek alarak depremzedelere yardıma gidildiğini duyduğumdan tezeğin önemini bir kez daha anladım. Köyümde hemen hemen tarlası, bahçesi olan var, önemli ağaç olrakta meşe vardır. Kimsenin tezek yapımına ihtiyacı yoktu ama tarlalarımız, bahçelerimiz gübreye fazlaca ihtiyaç duyardı. Fakat bazı anadolu yörelerimizde tezek büyük bir ihtiyaçtı, bizim köyümüzün yaylaları yaklaşık köyden 2-3 kilometre uzaktaydı. Sabahları köye gelenler eşeklerin heybelerine yükledikleri gübreleri köydeki tarlalara taşırlardı.
Odunu olmayan yörelerde uzun kış gecelerinde ya komşuya gidilir ya da komşu çağrılır, komşunun oturmaya geleceği zaman sobalar odunla yakılır, tezekler ise hazır edilmiş komşular üşümesin, sohbetler koyulaşsın, yürekler ısınsın diye sobaya üst üste atılırdı.  Sohbet dönüp dolaşıp tezeğe gelir Allahın hikmetine bakın ki gübrede ne keramet varmış.

 

Yeşil bir tabiat ve coğrafyada yaşamak doğal alanları yok etmek tahrip etmekten vaz geçmeleri için yerkürede bulunan bütün ülkeler elbirliğiyle çalışmalıdır ve önem vermelidir. İnsanlar ve hayvanların özgürce ve sağlıklı yaşamaları için doğaya zarar vermekten kaçınmalıdırlar.

Corona virus günlerinde doğanın tahribatından kurtulan hava kirliliğinin azaldığını doğanın ne kadar yeşillendiğini kirlilikten ve atıklardan denizen mavi rengini kendine özgü mavi rengine dönüştüğünü hepimiz görelim.

 

Dünya ile birlikte maalesef ülkemizde doğa faciasını yaşamaktadır. İhtişamını dünya güzelliğine katan dağlarımız, her yere kurulan termik santraller, vahşi çöp depoları, ovalarımız yeşil alanlarımızı yoke den siyanürle altın aramaları, akarsu ve dereleri kurutan Hes ler, zehirlenen kaynak suları, solumaktan korktuğumuz kirli hava, en çok ta beni üzen dağlarımızın güzelliği olan yaylalarımızın kentler gibi betonlaşma tasarımları bütün bunlar doğayı katletmelerinin basilica sebebi bunun zararına insan ve hayvanlar çekmektedir.

Birileri bunlara dur demeli, bir zamanlar yeşiliyle övünen yaylalarımız, köylerimiz çölleşecek ve brtonlaşacak. Bu şunu gösteriyor ki köye dönüşleri desteklemeliyiz. Devlet ve millet elbirliğiyle bu icraat yapılırsa büyük şehirlerin yüküde azalır ve ülkemiz az da olsa yaşanılır hale gelir, tabiatta insanlar ve hayvanlar rahat bir ortama erişir.

 

 

İzlenme: 967 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ