• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

ADALETİN BU MU AVRUPA?

Güler GÜRÇAY

Güler GÜRÇAY

E-Posta : haberci12@gmail.com

  

 

Bugün Ortadoğu'da Batı desteğiyle giderek yükselen mezhepçilik, tekfircilik, ırkçılık ve hoşgörüsüzlüğü tarihçiler değerlendirmiyor ne yazık ki.. Siyasal gerçekler insanlık ve ahlaki ideallerine izin vermiyor.

Her durumda hakikatin ifadesi olmak, her şeyi gerektiğinde yüksek sesle söyleyebilmek  için kirletilmeyen, onurlu, bağımsız, hür fikirlere ve icraatlere bu coğrafyanın ihtiyacı var. Çünkü bizler Müslüman olarak yüzyıllardır statikonun ve tek yorumun  kutsallaştırdığı, kurumsal hale getirdiği toplumlarda yaşıyoruz.
Küresel güçlerin Ortadoğu İslam dünyası üzerine paylaşım mücadelesi açıkça ortada.

Bu mezhep çatışmaları tarihten gelen olumsuzluklardan kaynaklanmıyor, tamamen uluslararası rekabetten geliyor. Çünkü tarih boyunca farklı din, mezhep ayırımı yapmaksızın büyük devletlerin siyasi şemsiyesi altında bile olsa yaşanmıştır. Ha keza işgalden sonra Irak'ta yaklaşık bir milyon insan hayatını kaybetti. Milyonlar yer değiştirmek zorunda kald,ı binlerce çocuk yetim, kadınlar dul kaldı.

Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç;  '' Ekmeleddin İhsanoğlu; olup biten cinnettir ve bu vahim bir durumdur. Bu cinnet bu vehamet İslam tarihinde örneği olmayan bir hadisedir.''  (Yeni Şafak 06.02.2007) Evet, bu bir cinnet ve vahim bir durumdur.

Bu gün ki adıyla; Ortadoğu, insanlık tarihi boyunca yerleşimin olduğu önemli bir bölgedir.

Bu bölgede en önemlisi dini merkezlerin olduğu bir coğrafya, daha ötesi enerji kaynaklarının barındırdığı bir bölge ve tarihi kökleri olan bir bölgedir. Bu sebepten coğrafyanın karışması çok kolay  olur.
Ne yazık ki, Ortadoğu'da her geçen gün savaşı açtığı yaralar büyüyor.
Bir yandan İslam medeniyetinin diğer kadim şehirleri bir bir bombalanırken diğer yandan binlerce masum insan can veriyor.
Bu vahim durum yaşanırken Avrupa'nın o yüce insan hakları, evrensellik ve demokratik değerleri gibi yaldızlı kavramlarına ne oldu? Batı ne yapıp yapıp bu coğrafyanın üzerindeki kirli oyunlarını sergilemektedir.

Batı görünüşte bunun çözümü üzerinde çalıştığını söylüyor, yüzlerce insan çocuk ve kadın Egenin soğuk sularına gömülürken..
Bu mudur çözüm? Bütün dünyayı aptallaştırıp, ayartarak aldatıyor.
Acısız ölüm zamanlarındayız. Acı çekmeden ölmek daha doğrusu acımadan öldürme  zamanındayız. Çağımız ölümün öldürdüğü bir çağ haline gelmiştir. Günümüzde  insan, insanlığından her geçen gün daha uzaklaşıyor. Çünkü yaşadığımız bu yüzyıl menfaate, sömürmeye, acımasızlığa bilhassa Avrupa'nın kirli iki yüzlülüğüne alet olmuştur. Bununla beraber Şam rejimi ile Hizbullah kuşatması nedeniyle insanların açlıktan öldüğü madayayı da medya net bir şekilde göstermektedir.

 

Haber bültenlerinde Güneydoğu'da vatandaşların, bebelerin halini görüp içi yanmayan var mı? Küçücük bebelerin sefilliğinden çaresiz kalan babalar, sırtta taşınan yatalak yaşlılar, evlerinde mahsur kalıp aç susuz ölmemek, kör bir kurşun veya tuzaklanmış mayına kurban gitmemek için evlerini, doydukları, doğdukları yeri terk ediyorlar. Eşyaların taşındığı işporta arabalarını bizler yerimiz sıcak, karnımız tok olarak haberlerde izliyoruz, terörün uzantılarının başlarına ördüğü vahşeti. Bu mu demokrasi, bu mu insan hakları, bu mu bağımsızlık, bu mu vicdan, bu mu adalet? Suriye'de Esad zulmünden kaçanlara nasıl kol kanat gerdiysek öz vatandaşlarımıza da aynı şefkati göstermeliyiz.

Devlet sahip çıkıyor ama her şeyi devletten beklememeliyiz.
Duyarlı olursak elbet bir çocuğun ayağını ısıtacak bir çift ayakkabı vardır. Aynı tarih, aynı coğrafya, aynı gelenekleri, aynı kaderi paylaştığımız bu ortamda, bu ülkede siyasi görüş farklılıkları yüzünden ciddi bir ötekileştirme, kamplaşma, arkadaşlıkların komşulukların yollarını ayırdığı bir dönemde yaşıyoruz.

Bu gün ki durumda; vicdan ve merhamete ihtiyacımızın olduğu bir zamandayız. İnsanlık ayaklar altında sürünmeye mahkum edilmiş.

Üzücü olan şudur ki: devletlerin bu durum karşısında sessiz kalışı ve müdahale etmeyişi.  Ortadoğu kan gölü. Kaçabilenin hali belli, kaçamayan da ya ırkçılık  ya da bombaların gölgesi altında ezilmektedir.
Üzülerek yazıyorum bunları..
Nedir bu dram? Ülkemizde barış ve huzur olmalı.
Kardeşlikten nefret edenlere dinimiz ve insanlık gereği hoşgörüyle yaklaşırsak bu ayırımcılığa az da olsa çare oluruz. Çünkü kaosun,  kavganın, düşmanlığın devletsizliğin, dinsizliğin, kin ve kargaşanın neye mal olursa olsun dine ırka ve dinsizliğe hizmet ettiğini ileri süren örgütlere taraftar olmamalı. Zira kanunlar var, nizam var, adalet var.

Vurup kırmakla, öldürmekle hiç bir yere varılmaz. Ülkemiz sadece Ortadoğu veya İslam coğrafyasının değil, bütün ezilmişlerin yanında olmalıdır. Bunun yanında İslamiyetin birleştirici yönünü mezhepcilik, ırkcılık, uyduruk acımasız örgütler cemaatler kurarak dinimizi de yıprattılar. Anadolu'muz asildir, berekettir, kutsaldır,tarihiyle yaşamıştır, yıpratmayalım; kırılır, incinir. Anadolu yürektir, sevgidir.

Saygılarımla..

 

İnsan değil de ağaç olsam
Dallarımın arasından rüzgar esse
Yapraklarım, çiçeklerim meyvelerim olsa!
Mevsimleri yaşasam...
Köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam.
Kuşlar konsa dallarıma, yuva bile yapsalar...
Böcekler, karıncalar yollansalar içime...
Çürütseler oralarımı,
Ballarım, sakızlarım olsa
Gövdeme bir insan yaslanıp uyusa...
Ben bunları hiç bilmesem, sadece ağaç olsam..
.

 

Erkan Oğur

 

İzlenme: 879 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1357 hit, 725 ziyaretçi, 827 ziyaret
Bu ay:
4683 hit, 2129 ziyaretçi, 2626 ziyaret
Toplam:
778049 hit, 245751 ziyaretçi, 341704 ziyaret