ÖMÜR DEDİĞİN

Güler GÜRÇAY

Güler GÜRÇAY

E-Posta : haberci12@gmail.com

 

 

Zamanla değişiyor her şey. Ömürden eksilen çağ mı? teknoloji mi? her neyse her şey eskisi gibi olmuyor her ne olursa olsun bugün dünü arattırıyor, kim bilir belki de yarın bugünü arattırır.

 

 

 

 

İnsanlar doğdukları yere benzerlermiş. Anadoludan gelenler esmer tenlidir. Büyük şehirlere gelenler türkülerini beraber getirirler. Çünkü Anadolu insanları acısını, sevincini daha doğrusu kavuşamadığı sevgilisini bile türküye döker. Örneğin Nuri Sesigüzel ‘Sarı sabahlık yakışmaz mı güzele’ der gibi.

 

 

 

 

Doğup büyüdüğüm herşeyden mutlu olduğum köyümün veya köy yaşantımda ki gerçekler de yerini hayale bıraktı, dağlar, yaylalar, meralar, bahçeler, tarlalar, dereler zamanımızın geçtiği koyun, keçi, sığır sürülerimizin mal nöbetleri, harman dövdüğümüz çalışma ve yaşam alanlarımızdı. Kar yağmasını köyümün coğrafi durumundan fırtına ve yağmuru, seli, donu, güneşin bulutların arasında parlak ışığını esirgemesi, yıldızların kayması, ağaçların ilkbaharda çiçeklenmesi, sonbaharda yapraklarını dökmesini, mevsim dönümünde otların sararması, aç kurtların hayvanlarımıza saldırmasını meraklı gözlerle izlerdik. Doğanın değişkenliğiyle yağmur yağdıktan sonra gökyüzünde güneşin kuşluk vakti veya ikindi vaktinde havada gökkuşağı oluşurdu, Gökkuşağı havaya bir  doğa harikası verdiği için hep etkilenmişimdir. Köyde gökkuşağına yaşlılar ‘ebem kuşağı’ derdiler. Ebem kuşağı, gökkuşağı kaybolana kadar seyreder her bir renginde doğanın binbir çeşit rengini görürdüm. Büyüklerimiz bize eğer bu kuşağın altından geçerseniz ne dileğiniz varsa Allah Kabul eder derdiler. Bunu mektep, medrese görmüş aydın büyükler bile derdi ve bizde inanırdık ama ne mümkün gökkuşağının altından geçmek bir hayal, neticede renkleri beni büyülemiştir.

 

 

 

 

Şu an yaşadığımız coronavirus şehir hayatını der demez bizi köy yaşantımıza götürüyor, kışın yağan kar tanelerine avuç açmak ve kar mevsimlerini özledik. Büyük şehirlerde dikilen gökdelenler; bize geceleri korkmadan oynadığımız oyunları kapı eteklerine serilen kilimleri, toprak damlı evleri o insanlığın inceliklerine şahitlik etmiş bir yaşam der demez şehir hayatından koparıyor insanı.

 

 

 

 

İşte değerli okuyucular bazen geriye bakarsın veya günlük yaşamına bakarsın hayat insana zamansız bir zaman kuruyor birde bakarsın ki tarlanın ortasında tek başına kala kalmışsın ve belki bir gün gelir anlarsın ki sen hayattan değil, hayat senden geçmişini almıştır. Bazen yaşananları anlatmak acı veriyor. Bazen geçen zamanını kusursuzca işletirken hepimizin beynimizin içindeki köylere geçmişimizi bu günümüzle yüzleştirirsek köy hayatımızın ne kadar değerli olduğunu anlarız. His etmenin zayıflık, takadin güç, okşamanın yalana dönüşü, güven esaretin, cennet cesaretin, cehennem olduğu yerde kavga etmek başkasının gururu oluyor ve böylece ömür dediğin ya dağların boranıyla ya ılgıt ılgıt buğday tarlasının savurduğu ekinin sapıyla ya da nazlı nazlı akan derenin uğultusuyla sessizce yok oluyor, tıpkı ebem kuşağının altından geçmek hayali ve ümidi gibi.

İzlenme: 318 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ