• DOLAR 3,8640 TL
  • EURO 4,5393 TL
  • Altın 155,7977 TL
GÖLBAL

Köylerimiz Unutulmasın

Güler GÜRÇAY

Güler GÜRÇAY

E-Posta : haberci12@gmail.com


 

  

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze tarımla uğraşan nüfusumuz şu anda yüzde 80’den yüzde 35’e gerilemiştir. 1980’lerden itibaren Türkiye’ de ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla sanayiye ağırlık verilmiş. Buna istinaden tarım sektörü ihmal edilmiş. 

 

 

 

 

 

Tarımın en önemli sorunlarından biri arazidir. Ben bu fikri kendi memleketim için ileri sürüyorum. Coğrafi yapısını düşünerekten tarıma elverişli olan arazer küçük tarım tarlalarına sahipken diğer bölümü geniş araziye sahiptir.

 

 

 

Modern teknikler olsa da küçük aile işletmeleri ve coğrafi konum itibariyle bu olanaktan yararlanamamaktadır. Tarımsal faaliyetlerden geçimini sağlayamayan kitleler köyden kente göç etmeye yönelmiştir.

 

 

Buna göre de kentlerde işsizlik, yoksulluk artmıştır. Köy boşaltmalarından sonra birkaç senedir halk yazlarını veya tatillerini köyünde geçirmektedir.

 

En önemlisi hali vakti yerinde olanlar köylerinde yeniden ev yapmakta veya yıkılan evlerini onarmaktadır. Bununla beraber kışın insanlar köyünü bırakıp coğrafi bölgenin çetin kış şartlarından olacak ki sürdürülemeyecek bir hayatın veya yaşamın gelecek vaat eden bir yapıya sahip olmadığı düşüncesiyle tekrar kente dönüş yapıyor.

Bu anlamda yolun sonu mu dememek lazım. Köydeki yaşamını bırakmış bu insanlar yüzde 40 olarak yeniden hayvancılık, arıcılık, sütçülük işletmeciliği ve memleketine dönmek istediğini göstermektedir. Yakın zamana kadar köy halkı ziraatle uğraşırdı. Bu nedenle de tarla, bağ, bahçe, ahır gibi mekanlara sahipti.

Şehirlerde de esnaf, memur, tüccar, devlet adamı ve asker yaşardı. Benim kuşağımdakiler bilir. Bizim köylerimizde tek bir dükkan vardı. İğne, iplik, gaz yağı, pazen, divitin, çorap, kara lastik, cizlavet lastik türü ayakkabı vardı. 

O zamanlar 5 metre karla mücadele eden insanlar kışın ahırın kapısını açıp hayvanlarına yem verdiğinde o hayvanların nefesinden, yağan kardan sıhhat bulurdu. İşte o zamanlar bunamak, kanser olmak, Parkinson, Alzheimer, AIDS, kalp damar sorunu, şeker hastalığı gibi büyük ölçüde batı kültüründen neşet eden musibetler asla görülmezdi. Yaşlanmadan ölümler nadirdi. Hayvanlar güneşin doğuşuyla mera, kır ve bayıra otlamaya gider, hayvan özgürce yaşardı. Atlar, eşekler güneşin sıcağında nerde yumuşak toprak bulursa orda tepişirdi. Hastalık nedir onlarda köylüde bilmezdi.

Siz değerli okuyucularım olan köylülerime köyü anlatmak belki doğru değil ama teknoloji denilen illet insanlığı çığırından çıkarttı, yalnızlaştırdı.

 Tarihe veya geriye bakarsak azımsanmayacak derecede köylerimizde okuyan, belli sınıflara gelen insanlarımız da vardır. Herkes birbirini bilir, tanır, adet gelenek ve göreneklerine hürmet eder.

Hiçbir yabancı köyde sokakta kalmaz, en fakir hane bile misafirini ağırlar.

 

 

İzlenme: 47 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
114 hit, 68 ziyaretçi, 72 ziyaret
Bu hafta:
114 hit, 65 ziyaretçi, 72 ziyaret
Bu ay:
3692 hit, 2129 ziyaretçi, 2332 ziyaret
Toplam:
712297 hit, 222641 ziyaretçi, 307222 ziyaret