• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL

Gençlik nereye gidiyor?

Güler GÜRÇAY

Güler GÜRÇAY

E-Posta : haberci12@gmail.com

 

Bu günün gençliği gelişen teknoloji ile birlikte küresel sisteme adapte olma konusunda sorunlar yaşamaktadır. İnternet sayfalarında veya sosyal medyada gördükleri hayali beklentilere kendini kaptıran gençlerin çoğu hayal kırıklıkları yaşayabilmektedir. Özellikle Bingöl gibi yerlerde aile yapıları muhafazakâr olan gençler ile aileleri arasında kuşak çatışması yaşanmaktadır.
Aile içinde yaşanan bu durumlar genç bireyleri kötü alışkanlıklara yönelmektedir.

    Sağlıklı bir birey yetiştirmek konusunda okul, aile, güvenlik güçleri ve üniversitelerin ortak projeler ve platformlar oluşturmaları gerekmektedir Bu çalışmalarda veri topluma aracı olarak anket yönetimi kullanılmıştır.  Bingöl’deki 300 gençle görüşülmüştür.
Elde edilen veriler İBM SPSS   20 programıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların kişisel bilgilerine ait bulgular için frekans analizi yöntemi ile bilimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Kese edilen bulgulara göre 15-24 yaş arasında gelecek endişesi taşıdığı ve aile okul yakın çevresi ve devletten beklentisi olmadığı sonucuna varılmıştır. İnanç sorunları yaşamalarında ise neden olarak sırasıyla ailede verilen eğitimin gelenekselliğe dayandığı.  okulda verilen  dini eğitiminde yeterli olmadığı. kaynak güvenliğinin de bulunmadığı görülmüştür. Katılımcıların yaşları arttıkça ve işsizlik süreci devam ettikçe zararlı alışkanlıklar edindiği. bu boyutun çok daha ileriye gittiği, yaşama hevesi ve beklenti noktasında da büyük problemleri beraberinde getirdiği, geleceğe dair planlarında bu doğrultuda umutsuzluk içerdiği belirlenmiştir.

Gençlikten beklentimiz büyük.
Peki, biz onları anlayabiliyormuyuz?

Son yıllarda yapılan araştırmalarda  gençlerin psikolojik ve sosyal durumlarının bozulduğunu görmekteyiz.  Gençler en çok sorumluluk almak, dışlanmak ve yaptığı  olumsuz bir davranış sonucu verilen  tepkiden korkmaktadır. Kuşaklar arası çatışmayı asgariye çekmek için bilinçli davranılmalıdır.  Anne babaların çocuklarını özellikle dinlemeli ve anlamaları gerekir. Kendi gençlik dönemlerini hatırlamalı, sürekli öğüt vermekten vazgeçmeli, ciddi olarak  zarar görmeyecekleri durumlarda gençlerin hata yapmalarına fırsat vermelidirler. Tecrübe, hata yapmakta mümkün…
   Bingöl Belediyesinin desteğiyle, Bingöl Üniversitesi Rektörü İbrahim Çapak Argetus Araştırma Şirketi ile 15-20 yaş arası gençlerin yaşam becerileri, kimlik değer ilişkileri, din ile ilişklileri, ülkenin gelecek vizyonu konusu düşüncelerinin sorulduğu araştırmaların sonuçlarını kitap haline getirilmiştir Gençliğin sorunlarının çokça yüksek olduğu ülkemizde bilhassa bölgemizdeki bu durumları ele aldıkları için Bingöl Üniversitesi Rekörlüğüne, Dekan ve öğretim üyelerine; araştırma görevlilerine ilk defa bölgemizde bir bilimsel çalışması yaptıkları ve bu konuya değindikleri için kendilerine alenen teşekkür ederim. Sosyal  medyadan bir gencin yazısını yasıma eklemeyi uygun buldum
Hangi genç yazdıysa alnından öpüyorum, bakalım bu yazıya kimler ne cevaplar verecek...

MUHTEŞEM BİR YAZI........
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Bu ülkede yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?
15 Temmuz’u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?
Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?
Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?
Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?
Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın ve “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin.
Çünkü sizler bu ülkenin bugünüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.
Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren sizlersiniz.
Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.
Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.
Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz!
Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz!
Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın!

Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.
Zaten İstanbul da artık Fatih’in fethettiği İstanbul değil.
Kalın sağlıcakla...

İzlenme: 16763 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR