• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

KİMLİK VE CUMHURBAŞKANLIĞI

Güler GÜRÇAY

Güler GÜRÇAY

E-Posta : haberci12@gmail.com

 

Türkiye tarihinde birçok şeyi ilk olarak yaşıyor.
Geçmişte Kürt halkından Cumhurbaşkanı, milletvekili, bakan ve devletin üst makamlarında insanlar yer almıştır.
Oraya Kürt kimliğiyle gelmediler, Kürtlüklerini saklayarak veya mevcut hükümetlerin istekleri doğrultusunda kendilerini eriterek geldiler. Bunu yapabilenler istedikleri makama gelebildi.
Kürdüm veya Kürt asıllıyım diyenler yargılandı.
Geçmiş yazılarımda değindiğim gibi geçmiş hükümetlerin ve siyasi iktidarların bedelini bu iktidara yüklememek lazım.
Çünkü geçmiş hükümetlere bakılınca Kürtlere en yakın iktidar bu iktidardır. Bugün Demirtaş adaylığını Kürt kimliğiyle açıklıyor hatta diğer kesimlerden de oy bekliyor ki bu seçimi kazanamayacağı olasılığı olsa bile kendi kimliğini gösteriyor. Haliç toplantısında Erdoğan müreffeh bir Türkiye derken Dersim katliamından ceza evine giren yazarlara, darbeden devleti kuşatan çetelere, ifade özgürlüğü kısıtlamasından etnik kıyıma, dindarların baskı görmesinden mezhep ayrımcılığına kadar eski devletin kirli defterini teşhir ediyor.
Bu da şunu gösteriyor; eski devlet gidiyor yerine yeni devlet geliyor. 


Değerli yazar arkadaşımız sayın Mahmut Övür'ün konu ettiği gibi, Başbakan Erdoğan 12 yıllık iktidarları döneminde çok sayıda demokratik adımlar atmış, yüz yıllık Kürt meselesi sadece bir Cumhurbaşkanı seçimi değil halkın söz sahibi olduğu yeni bir devletin seçimidir.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, yoksullar ve sosyal adaletsizlikler var ama o ülkelerin politikacıları felaket ve sefalet edebiyatı yaparak mesleklerini icra etmiyorlar. Binaenaleyh, sorunlara çözüm bularak halka daha iyi bir yarın vaadetmeleri gerekir siyasilerin.
Rekabet, suçlama, laf altında laf arama, sürekli kavga, ötekileştirme halkı bezdirir.

Toplum ille de sıkıntı çekecekse, neyin sıkıntısını çekeceğini bilmeli; savaşın mı, barışın mı? Esas olan, barışın yükünü sırtlamaktır.
Çünkü en kötü barış, en iyi savaştan iyidir.
Barışın acısı yok, zorluğu vardır. İnatlaşma, hınç, öfke, affedememe, merhametsizlik her zaman için yenilmektir.
Bu demektir ki, devlet vatandaşın efendisi değil, hizmetkarı olmuştur.
Bu bilinç  giderek güçleniyor.
Görülüyor ki, Müslüman olsun, farklı dinlere mensup olsun, her etkin kimlik her düşünceden vatandaşı, iktidar siyaseti birleştirme çabasında.
Bunun yanında bu değişime ayak uydurmayan ülkenin temel meselelerinde fikir üretmedikleri için siyasete savrulan eski siyasetlerde var.

Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle, hassas bir bölgedir.
Ortadoğu kan kokuyor. Kadını, çocuğu, masumu bombaların altında hayatta kalmaya çalışıyor. Batı  ve güçlü devletler avını parçalamaya hazırlanan dişi panter gibi seyirci kalmaktadır.
Ankara da, bu acımasız çarkların arasında ezilmeden dik durma mücadelesi veriyor.
Demokratik yönetim başlığı altında yeni bir anayasa, toplumsal bütünleşme, yeni bir adalet, din-devlet ilişkisine ihtiyaç vardır.
Başbakan sağlam bir siyasi bakışla Türkiye'nin 91 yıllık geçmişini ele almaktadır.
Temennim; silahların bırakılması, kalıcı barışın sağlanması...

 

İzlenme: 873 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1283 hit, 688 ziyaretçi, 784 ziyaret
Bu ay:
4609 hit, 2096 ziyaretçi, 2583 ziyaret
Toplam:
777975 hit, 245728 ziyaretçi, 341661 ziyaret