• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

ELELŞTİRİ VE TAHAMMÜL

Galip AKENGİN

Galip AKENGİN

E-Posta : haberci12@gmail.com

 Eleştiri sözcüğü biz Bingöllüler arasında kabul görmeyen bir kavramdır. Eleştirenin düşman ilan edilmesi bizlerin nerde olduğumuzun apaçık göstergesidir sanırım.

Uzun zamandır bekleyen yazımı biraz güncelleyerek şimdi yayımlamaya karar verdim.

Niye vermedim, korktum mu; değil, birileri kırılır mı, biraz evet, biraz da zaman her şeyin ilacıdır, bekle gör taktiği uyguladım.

Kime eleştiri yaptımsa düşman ilan edildim.

Gerçekten yanlış mı yapıyorum diye kendi kendime sormadım da değil, sadece kendime değil, dostlarıma da sordum. Kendime öz eleştiri de yapıyorum.

Yine organize olamadık

Derneklerimizin geçmişi 20 yıllık bir mazisi var. Az mı, değil, kenarından köşesine her derneğin üyesi, özellikle yerel “seçimlerde” bağlı bulunduğu kurumdan lehlerine toplum adına bir kazanım peşinde. Biz İstanbul’daki Bingöllülerin böbürlenerek gururla övündüğü 92 İl ilçe ve köy Derneği, bir Vakfı ve de iki dernekler federasyonu mevcuttur.

Birçok dernek başkanımız mevcut durumlarını devam ettirerek siyasi partilerde belediye meclis üyesi aday adayı oldular. Buna karşı değilim. Olabilirler, ancak temsil ettikleri kitleden habersiz, gizli başvurdukları gibi, İstanbul genelinde yaygın dernek başkanlarından destek talebinde de bulunmadıkları için, örgütlülüğü, gücü arkasına alıp pazarlayamadıklarından yine hüsranla geri yerlerine oturdular. 21 Şubat cumartesi günü Kiğı ilçemize bağlı Ağaçöven derneğinin gecesi vardı. Ümraniye ve Üsküdar Ak Parti Belediye başkan adayları da davet edilmiş, davete de icabet edilmişti. Hemşerilerimizin yoğun olarak yaşadığı bu iki ilçede iktidar partisine Ümraniye’den 3 kişi, Üsküdar’dan 5 kişi belediye meclis üyeliği için başvurmuştu.

Sanki hepsi kabul edilmiş gibi iki belediye başkan adayı da gelip yerlerini almışlardı.

Elbette ki gelebilirler; misafire en iyi şekilde hizmet etmeyi biliriz. Aramızda başvuran dernek başkanlarımız da oldukları için bende sivil toplum adına gazetecili kimliğimle sahneye çıkıp söz aldım. Misafir belediye başkan adaylarına, toplumumuz adına başvuran arkadaşlarımızı neden kabul edilmediğini, İstanbul’da var olan derneklerimizin sayısı ve örgütlülüğümüzü, var olan seçmen sayısına rağmen neden kabul edilmediğini cevaplamalarını isterken ev sahibi dernek yöneticileri tarafından engellenmek istendim. Konuşmamı tamamlayıp indikten sonra salonda bulunan kitlenin sözcülüğünü yaptığım için epey alkışlandım ama şu gerçek önümüze çıktı.

“Biz başkasına verdiğimiz değeri kendi insanımızdan esirgediğimiz sürece, kimse bizi adam yerine koymaz.” Hep alkışlayan ve yalaka durumuna düşmeye devam edeceğiz.
Muhtemelen bu arkadaşları eleştirdiğim için aboneliklerini iptal edeceklerdir.

Dedim ya kimi eleştirsem düşman kesiliyor. Bir başka örnek Sacit Almalı

Sacit Almalı bizim Adaklı belediye başkanıdır, 29 Mart’ta kadar. Kendisi Adaklı ilçemizde seçildiği tarihlerde gitmiş röportaj yapmıştım. Var olan eksikleri, yapacaklarını söylemiş biz de yayımlamıştık.  Sonra bir daha gitmiştim, gittiğimde Adaklı’nın tarihi çeşmesi üzerinde camisi var, caminin alt tarafında da tuvaletler var, ihtiyaç gidermek için kapıya girmemle çıkmam bir oldu. Giremedim, tıkanmış çeşmeden akan koca su boşa akıyor, bir kişinin bir saatte yapacağı temizlik, yapılamadığı için işlevsiz duruyordu.

Ben de Kiğı belediye başkanı Coşkun Güven’le çay içerken -Güven şahidimdir- Sacit Almalı’ya şunu söyledim: “Başkanım üç aydır seçilmişsin bu sefer fotoğraf çekmedim önce seni bir uyarayım, ancak iki ay sonra geldiğimde aynı durumu görürsem haber yaparım.”

İki ay geçti bir arkadaşımı bu sefer gönderdim.

Adaklı’da olduğu anda aynı görüntüleri arkadaşım çekip getirdi. Bizde “Bu görüntüler Adaklı’ya yakışmıyor” haberini yaptık. Düşman ilan edildik, çevresine abone olmayın direktifleri ve yakınlarının tehditleri.. koptuk gitti. Eğer o eleştiriyi olgunlukla kabul edebilseydi, kendi ilçemize, beraber daha iyi hizmetler götürebilirdik. Beş sene geçti, Almalı, belediyeyi 300 milyar borçla devralmıştı, şimdi trilyonlardan bahsediliyor, ne hizmetler yapmış, neden bu kadar borç yükselmiş bunu bizlere açıklarsa, sayfalarımızda sorumlu gazetecilik gereği yer vereceğiz.

Sacit Almalı’yı partisi başarısız görüp yeniden aday yapmadı, parti seçimini Zeki Işık’tan yana kullandı. Şimdi partisine kızdığı için Saadet partisine çalışıyormuş.

Başka bir örnek Coşkun Güven

Her ne kadar Adaklı ilçesinden olsam da kimliğimde doğum yeri Kiğı yazıyor, her Adaklı’lı, Yayladereli, Yedisu’lu gibi bende kendimi Kiğılı görüyorum. Kuzey ilçeleri olarak lanse edilen Kiğı bölgesi ilçelerinin sesi olduğumuzu kimse inkar edemez, ancak Coşkun Güven ediyor.  

Defalarca Güven’in haberi, röportajı ve bayram ilanları yapılmıştır.  Sadece bir kere, “Kerek” deresine giderken yol üstünde bulunan eski Kilise duvarının altında oynayan çocukları görünce duvarın sağı solu yıkılmış sadece heykel gibi ortada kalan bölümü olur da yıkılırsa, burada yaşayan ve top oynayan çocuklar için tehlike arz ediyor diye haber yaptık. Aynı gün başkan sağ olsun Yılmaz Gökçen arkadaşımı çağırarak Aziz Serin’in aracıyla beni köye göndermişti.

Haber çıktıktan sonra vay sen nasıl böyle haber yaparsın, diyerek telefonlarımıza bakmaz oldu ve koptuk. Daha önce siz bu memlekete en büyük hizmeti veriyorsunuz, Allah sizden razı olsun diyen başkan o haberden sonra selamı kesti. “Kırk yıl sırtında taşı, indirdiğin anda belin kırılsın” diyen tarzdan siyasetçi olur mu?

Memleketin bu tür siyasetçilerden kurtulması gerektiğine inanıyorum.
Eleştiriyi kabul etmeyen kim olursa olsun, siyaset yapmasın…

Adaklı’da bir dönem Refah, Fazilet bir dönem Ak Parti’den il encümenliği yapan zatı muhterem, bu sefer yine Saadetten 1. Sıra aday olmuş. Maalesef ki bu kişi yine kazanacak gibi, bu dönemlerde ne hizmet yaptığı ortadayken, aldığım duyumlara göre bir kez Vali ve bir kez Kaymakam tarafından kendini ifade edemediği için kovulan bu adamlara artık dur demenin zamanı geldi de geçmiştir.

İl genel meclisinde ilçeyi temsil edecek adama artık belli kriterler konmalı, hizmete layık olmayan kim olursa olsun, dur denmelidir.

Evet, şu an gece saat 04 artık yatmalıyım. 
Az yazıyorum ama ne yapayım yazınca da kızıyorlar. Kızan kızdıklarıyla kalsın; biz, gerçek demokratlar bulana kadar...

İzlenme: 1015 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ