• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

EHLİYET

Cafer YURTSEVER

Cafer YURTSEVER

E-Posta : caferyurtsever@gmail.com

 
Polis kaza yapan ehliyetsiz sürücüyü çevirip, “ehliyet, ruhsat lütfen!”  diyecek olmuş, ehliyetsiz sürücü, ehliyet ve ruhsatı vermek yerine; “ben oyumu iktidar partisine vereceğim” demiş.

Ne alaka?

Ehliyet, ruhsat ve oy arasındaki alakaya geçmeden, trafik kazası yapan ve ehliyeti olmayan sürücünün cümlesinde parti adı geçtiği halde, parti adını vermediğimi söylemeliyim.
İçinde parti ve siyasetçilerin adının geçtiği yazıların ömrü bir okumalıktır.

Yolsuzluğun, hısızlığın, baskı ve yasakların çokça konuşulduğu, çokça yazıldığı, çokça yorumlandığı bu günlerde, kusur işledikten sonra birinin, kendisini yolsuzluk ve yasaklarla itham edilen iktidar partisine yakın görmesi, o partiyle özdeş görmesi çok anlamlıdır.
Kusurlu birinin iktidar partisine oy vereceğini taahhüt etmesi basit bir sığınma veya taraftarlık içgüdüsü olarak yorumlanabilinir mi?
Böyle yorumlansa bile…

Kusurlu ve ehliyetsiz sürücünün anlatmaya çalıştığı bilinçaltı dayanağı ürkütücüdür yine de…

Adamın sergilediği refleks;
Trafik polisinin de oyunu iktidar partisine vereceğinden emin olduğunu ve polisin kendisini anlayacağını…

Kendi oyunun  %50’lik oyun içinde yer aldığını… 
Bu ülkede bütün vatandaşların kusurlu ve suça mehilli olduğunu…
Rüşvetin sıradan bir alış veriş metası ve paraların el değiştirmesi sayıldığını…
İktidarın adamı görünmenin dokunamazlık ve ayrıcalık sağladığını…
Ehliyetin kâğıt parçası olmaktan başka bir anlam taşımadığını…
İktidar partisine oy verenlerin her türlü ceza ve yükümlülüklerden muaf tutulduğunu işaret ediyor.

Akla ilk, “oyumu iktidar partisine vereceğim” demek geliyorsa birinin, yakalanması halinde ne söyleyeceğini önceden tasarladığı söylenebilir.
Ne söyleyeceğini, kendini nasıl savunacağını önceden tasarlamış olması çok daha vahimdir.
Bu olasılık ile adamın;
Bir kusur işlese bile, bu kusurunun iktidar tarafından örtbas edeceğine…
Ya da iktidarın 17 Aralık’tan sonra can havline düştüğüne inandığını gösteriyor.

Adamın hazır cevap sayılabilecek bu savunması nasıl yorumlanırsa yorumlansın, İktidar partisine oy verenlerin veya vermeyenlerin ortak bir algıda birleştiğine dair çok çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır.
Oy verenler, iktidarın bolluk ve itibar iadesi vaatleriyle kamufle edilen emrivaki,  savurgan ve muktedir yönetiminde kendilerini güvende ve ayrıcalıklı saydıklarına…

Oy vermeyenler ise, iktidarın sarsılan hükümran yaklaşımına karşı yükselen muhalefet direnci  ile birlikte kişi hak ve özgürlüklerinin anayasal güvence altında kalmaya devam edeceğine inandığına dair ortak bir algı.
Herhangi bir şekilde kendilerini güvende hissetme ihtiyacı…
Demek ki, iki taraf için de işler yolunda gitmiyor. İki taraf da umudunu ihtimallere bağlamış.

 ***
30 Mart seçimlerinde merak ettiğim iki sonuç var.
Biri Kiğı Belediye Başkanlığı seçimi, diğeri de Adaklı ilçesi İl genel Meclis üyesi seçimi…
Bu seçimlerde İstanbul’dan tanıdığım, tanıştığımız, aynı mekân ve ortamlarda bulunduğumuz, hatta birlikte çalıştığımız iki dostum aday.
Aynı site içinde komşum, belli ederek sevdiğim ve saydığım Hasan Hayri Alkan, Kiğı Belediye Başkanlığı’na aday; aynı gazetelerde birlikte yazılar yazdığım, tez canlılığına ve girişkenliğine gıpta ettiğim Garip Akengin ise İl Genel Meclis üyeliğine aday.
Biz yine de “dostluk başka, iş başka” deyip, bütün adaylara başarılar diyelim.

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İzlenme: 1334 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1357 hit, 725 ziyaretçi, 827 ziyaret
Bu ay:
4683 hit, 2129 ziyaretçi, 2626 ziyaret
Toplam:
778049 hit, 245751 ziyaretçi, 341704 ziyaret