• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

DEVE HÖRGÜCÜ

Cafer YURTSEVER

Cafer YURTSEVER

E-Posta : caferyurtsever@gmail.com

 

Yazacak bir şeyler bulunur her zaman.
Beyaz benekli kargayı anlatsanız sayfalar dolusu hikayeler çıkar.
Yükünü sırtlayıp yuvasına doğru yola çıkan bir karıncayı anlatsanız da...
Fabrika yapmak üzere Bingöl yamaçlarında atılan, ancak kazma ağzıyla kalan temellerden başlasanız da...

 

Dert değil.

 Bayramlarda olduğu gibi, bir bütünlük yazısı da yazılabilir.
“Vatanın bölünmez bütünlüğü...” ile başlayan...

 Bu memlekette binlerce ulusal veya yerel gazete yayınlanıyor.
Basılı yayınların yanında bir de basılı olmayan yayınlar var.
İnternette yayınlanan web sayfaları gibi.
Basılı veya basılı olmayan yayın sayıları binlerce ifade edilse buralarda yazanların sayısı ise onbinlerle ifade edilebilir.

Yani! Yani yazan da çok, yazılan konu da.
Yani, yazılacak bir şeyler bulunur her zaman.

 Ben de yazıyorum.

Bu gazetede, başka yerlerde...

 Neden yazdığımı bilmeden.

 Evimin etrafında tanımadığım kara gözlüklü meraklı adamlar görmediğime, telefonlarım sürekli çalmadığına ve dolu dolu mailler almadığıma göre yazdıklarımdan ne endişeye kapılan, ne de hevese kapılanlar olmuş.

 Anlaşılan, şark ile garp arasında kalan güvenli bir çizgideyim.

 Yazılarımı dişleri sökülmüş bir yosunlu göl canavarına benzetiyorum.
Ne zaman o gölün kenarında otursam, öğütme zorluğu çeken o canavarın ağzında saatlerim geçiyor.

 Diyorum ki her yazıma doğup büyüdüğüm; ekin tarlalarından gezindiğim, yaylalarında dokuz taş oynadığım köyleri; dağlara sığınma hikayelerini korku içinde dinlediğim köylüleri  konu edeyim.

 

Konu etsem ve desem ki canlarım, saygı değer büyüklerim topraklı yol, susuz köy kalmasın! Kapanmış, kapatılmış okullar yeniden açılsın!

Boşalmış, boşatılmış köylerin bacalarından tekrar dumanlar tütsün!

 

Her seferinde yüzüme kapanmış kapılar, küllüğe bastırılmış sigaralar, tortusu altta çökmüş kahveler; yardımcılar, şoförler, yerli görevliler; kapı önlerinde titreyen dullar, açlar, muhbirler; güvensiz bakışlar, iki büklüm insanlar, sağırlar ve korkular suratımda izler bırakıyor.

 

Ben ne yapıyorum?

 

İşe büyüklerimi, makam ve mercileri karıştırmıyorum.

Yol, su, okul, bir tarla dolusu öğüt ve umut dağıtıyorum hayalden.
Nasılsa çok...

 

Yeniden köyler kuruyorum.
Çocuk ve kadınları baştan aşağı giydiriyor; erkekleri irfan okullarına yolluyorum.
Binalar kuruyor, kaldırımlar ürüyorum.
Kahvehaneleri kapatıyor, tabelaları indiriyorum.

 

Kamu yönetiminde hayal kurma dersi yoktur.

Böyle bir ders olmadığı için kamu dendiğinde sadece alayiş ve düzen akla gelir.

 

Asayiş berkamel mi, değil mi?

Berkamelse sorun yok, değilse sorun var demektir.

 

Sorun ahalinin kem gözlerle resmi kurumlara bakmasında aranıyor böyle durumlarda.

Hiç kimsenin aklına büyük tören ve umutlarla atılmış, ancak üzerine bir tuğla konulmamış temellere dönüp bakmak gelmiyor.

Yine hiç kimsenin aklına sonradan gölet olmuş o temelleri atanların boğazına yapışmak gelmiyor.

 

Sözcükler boğazında düğümleniyor.
Enseme vurun,  boğulmaktan kurtarın, diyemiyorum.

Deve hörgücü gibi bir hörgücümüz olmaydı keşke.

 

Gücümüzü ve umudumuzu oradan alsaydık ihtiyaç duyduğumuzda.

 


İzlenme: 1428 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
1360 hit, 726 ziyaretçi, 828 ziyaret
Bu ay:
4686 hit, 2130 ziyaretçi, 2627 ziyaret
Toplam:
778052 hit, 245752 ziyaretçi, 341705 ziyaret