• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

Önce kim, önce ne?

Cafer YURTSEVER

Cafer YURTSEVER

E-Posta : caferyurtsever@gmail.com


Ana muhalefet partisinin Kasım seçimi sloganı, hiç unutamadığım, ama hiç anlatmadığım bir asker ansını üste çıkardı.

Tabur komutanı yaşlı ve babacan bir adamdı. Poligona her geldiğinde, "Çavuşum tayin var mı?" diye sorar, elini midesinin üzerinde saat yönünde döndürüp bir tur attıktan sonra da, "Midem kazınıyor" deyip sandalyeye otururdu.

Dedemin yaşında, dedemin boyunda ve onun kadar da babacandı. Yüzündeki emekliğini bekleyen adam yorgunluğu okunurdu kolayca. Topuk selamı verdiğimde, "yapma bunu bir daha" diye uyarırdı. Bu da onun sivil hayata hazırlık yaptığını gösteriyordu.

Tayin sürülmüş ekmeğini atıştırırken camların gerisinden poligonda atış yapan askerleri izlerdi. Poligonun bir tarafında yabanı fındık ormanı uzanıyor;  orman geliyor, atış sahası ve hedef alanına varınca bitiyordu.  Atış yönünde çıplak bir tepe yükseliyordu. Orada da zamanında orman olmalıydı. Oraya da asker eli değmişti.

Bir başka atış günü ayrılırken, çıplak tepeyi işaret edip; "Çavuşum şu tepeye 'önce vatan' yazdır"  dedi ve kapıları önden arkaya doğru açılan demir yığını makam arabasına atlayıp gitti.

Önce vatanın boyunu, ebadını söylemedi.

Rengini de...

Söylemesi gerekmiyordu.

Anadolu'nun her tepesinde o yazıdan, o yazılardan vardı bolca.

Önce vatan...

Ana muhalefet partisinin araya araya ancak bulabildiği, bunun için reklamcısını bile değiştirdiği söz:

Önce Türkiye...

Aralarında bir fark var mı?

Sırf bu söz için reklamcısını değiştirmeye değer miydi?

Önce vatan yeterdi.

İki mesajın benzerliğini umursamalı mı?

İnsana yaratıcı aklı kısırlaştıran bilinçaltı tuzağını kurduran sebepler üzerinde duracak kadar yetkin olmaya gerek yok.

Anlamak yetiyor.

Bilinçaltı kilerinde buna dair malzeme çok bizde.

Değişik kıyafetler içinde aynı akılla karşılaşmak yoruyor insanı.

Asker aklı, asker çözümleri...

Önce Türkiye?

Ne olmuş ki? Sonraya bırakılan ne? Sonraya bırakılan kim?

 ***

 Odanız ile ekranınızda görünen politikacıların aynı memlekette olmadığını düşündüğünüz olmuş mudur hiç?

Seçim beyannamesinden çok kalelerin fethi öncesinin son konuşmasını andıran notları okurken seçim başbakanı,  ileri demokrasinin nimetlerine ihanet ediyormuşuz duygusuna kapıldım.

Harmanda neler yoktu ki?

Bağımsız yargı, yeni anayasa, eşit vatandaşlık, kardeş Kürtler, Filistin, Güney Afrika, Somali, Suriye, Kahire, Kudüs, paralel doğru, dik açı, pergel, cetvel...

Nokta. Alkış. Her noktadan sonra alkış...

Alkış geri kalmış milletlerin demokrasisidir.

Ne zaman alkış seslerini duysam, bir çocuk sayfam açılır.

Bahar aylarına doğru koyunların kuzulama günlerinde gece yarıları babalar üşenmez, sıcak yataklarından kalkar, köme ağıla giderlerdi. Ellerinde el fenerleri, arkalarında biz sevgili oğulları...

Ağılın kapısını açıp feneri tutunca içeriye, bütün hayvanlar başlarını kapıya çevirir, hazır ol vaziyette bakarlardı. Onların gözleri el feneri olurdu. Yüzlerce fal taşı göz...

Koyunlar alkışı bilmez...

Bizi alkışlasalardı ne güzel olurdu.

Gecenin bir vakti, dışarısı buz gibi, belki kar düşüyor, rüzgar tutulan bir dileği menzile taşıyorken üzerine ne güzel giderdi alkış.

Demokrasi bu gün Cizre’de, Silvan’da insan bedenine saplanan kurşun olmazdı belki.

Bunca laf; “günü geçmiş her şeyin,  önce ne, önce kim demeniz boşuna” diyebilmek içindi.

Lütfen alkışlamayın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                   

İzlenme: 764 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
425 hit, 125 ziyaretçi, 141 ziyaret
Bu ay:
4710 hit, 1972 ziyaretçi, 2388 ziyaret
Toplam:
765316 hit, 241444 ziyaretçi, 335374 ziyaret