• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL

Bülbül ve siyasetçiler

Bayram Girişen

Bayram Girişen

E-Posta : bayramgirisen12@gmail.com

Değerli Okurlar; 

Yine bir seçim arifesindeyiz.

Aklıma; Seher vaktine aşık olan Bülbül'ün hikayesi geldi…

Adayların seçimi kazanmak adına verdikleri vaatler (altı boş vaatler),

seçmeni kendilerine kanalize etmek adına kimileri kendilerine yapılan haksızlıkları, kimileri yapacakları projelerle seçmeni yanına çekmek ve kendilerini kabullendirme çabalarını meydanlarda görmeye başladık.

"Benim partim en iyisi"

Benim adayım en doğrusu söylemleri de beraberinde sloganik söylem olmaya başladı. Ama devamında benim partim neden en iyisi, ben adayım neden en doğrusu söylemini güçlü kılacak argümanları açıklamak yerine, kendinden olmayanları eleştirme safhasında bu aşamadan sonra başlıyor. Bu "üslup ve konuşma adab-ı" toplumu ayrıştırmaya, çekişmelere ğark etmesi;  işin en gerçekçi ve acı tarafı oluveriyor..

 

Bunları düşünürken, bu olayları özetleyen bir hikaye olan "Seher Vaktine Aşık Bülbül" hikayesini hatırladım.

Değerli Dostlar;

Bülbül aşkı tarih boyunca;  ozanların üzerine methiyeler dizmesine, sanatçıların üzerine türküler söylemesine, şairlerin şiirlerine ilham kaynağı olmasına, dost meclislerinde "aşklar" üzerine konu edilmesine, kadar hep anlatılmış ve söylenmiştir.

Fakat birinin merak edip, şu bülbülün aşkı nedir?

Neden Seher vaktine aşıktır?

Neden o vakit yaklaşınca ötmeye başladığını?

Kısacası sosyolojik olarak ele alındığına denk gelmedim. 

Bende naçizane bu olayı biraz düşünmek ve düşündürtmek istiyorum..

 

"Bülbül" Seher vaktine aşık bir varlıktır. Seher vaktine hep özlem duyarak yaşamıştır.

Fakat her seher vakti yaklaşınca tatlı bir uykuya dalar.
O uykudan uyandığı zaman da güneşi  tepesinde görür.

- Eyvah, Seher Vaktini yine göremedim, der.

Bu hüzünle bir daha ki seher vaktini görme aşkıyla tekrar ötmeye başlar.

Lâkin, Seher vakti geldiğinde yine yorgun düşer ve uyur…

Ve Bülbül yaşadığı süre içinde  "Seher vaktini" görmeden o aşk ile ölür..

Değerli Dostlar;

Bu bülbül hikayesi, biz seçmenlerin seçimden öncede ve sonrada şikayet edip, "Liyakat sahibi ve Adil bir yönetici" bu şehre neden gelmedi? Diye kendimize veryansın ettiğimiz duruma çok güzel bir örnektir.

Adaylar belirlendiğinde bu argümanı unutup;

"Efendim bu bizim aşiretimizdendir oy vermeliyiz, sahip çıkmalıyız. Ya da akrabamızdır, yanında olmalıyız, söylemleri ile "Liyakat sahibi ve Âdil Yönetici" isteğimizi

Fanatizmleştirme yoluna kurban ediyoruz…

Yani "Liyakat sahibi ve işin ehli" olup olmadığını sorgulamadan, kötü de olsa BİZİMDİR anlayışıyla sandıklara gidiyoruz…

Bu yüzden hep yanlış yapıyoruz ve bu yanlışı düzeltme yoluna da gitmiyoruz…

İşin bir başka boyutu ise aşiretimizden olan aday veya akrabalık bağımız olan aday seçildikten sonra, oh değmeyin keyfimize deyip duruyoruz…

Onun iyi mi kötü mü olduğuna ise, işimiz düştüğünde karar veriyoruz…

Eğer işimizi görüyor ise çok iyidir, görmüyor ise nankördür, deyip eleştiri bombardımanına tutuyoruz.

Velhasıl bu propagandamız  bir dahaki seçim dönemine kadar devam eder..

Aday gösterilince yine aynı düşünceler içinde destek veririz, aday olmayınca "sen bize sahip çıksaydın bizde sana sahip çıkardık." diye söyleyiveririz.

İşte bizim meselemiz de bülbülün aşkı ile birebir örtüşüyor…

Seçmen olarak bizler "BÜLBÜL",

Adaylarımız "SEHER VAKTİ" dir.

Sonunda "âdil bir yönetici ve adaletli bir yönetim" anlayışını görmeden o dertten ölüp gidiyoruz…

Allah eşref-i mahlûkat olarak bizlere "Akıl" olgusunu vermiş ve bu aklımızı "cüzi irademizle" sonuca ulaştırma gayreti içinde olmayı emretmiştir.

Bizler siyaset sahnesinde görmek istediğimiz;

Liyakat sahibi olan,

İstişareye önem veren,

Allah’tan hakkıyla korkan,

Yetimin hakkını yedirmeyen,

Gerçekten projeleriyle topluma fayda sağlayacak olan adayı,

vicdan terazimizde iyice süzüp oy verirsek, inanın çok şey değişir…

Bu seçim çok farklı olacaktır.

İnşallah hayal ettiğimiz seher vaktini görecek bir idareci seçeriz...

Bize gelen adaylara; “OYUMUZ ŞEREFİMİZDİR”.

Bu oyu size verdiğimiz zaman toplumu idare etme görevini sizlere vermiş olacağız.

Bu nedenle yapacağınız her türlü yanlışın ve doğrunun vebaline de ortak olacağız…

Biz bu bilinçle oy kullanmış olacağız, lakin olur da mazbatanızı aldıktan sonra; adaletsizlik yaparsanız,

toplumsal değil, bireysel çıkarlarınızın peşine düşerseniz,

sizi Allah'a Havale ederiz.

Sizi koltuklarınızdan makam ve mevkilerinizden büyük olana teslim ederiz…

O zaman biz değil siz "esfele safilin" taifesine mensub olursunuz, demeliyiz…

 Son olarak adaylara naçizane tavsiyem;

"ZENGİN OLMAK İÇİN SİYASET YAPMAYIN, insanların gönlünde yer edinmek için siyaset yapınız.

"Saygı beklemek, hizmet beklemek İçin değil, saygı gösterip, hizmet etmek için siyaset yapınız.

AYRIŞTIRAN SİYASİ KİMLİĞİ DEĞİL, birleştiren siyasi kimliğinizle siyaset yapınız.

Selam ve Dua İle…

İzlenme: 2891 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.