• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL
GÖLBAL

İYİ BİR YEREL GAZETECİLİK ÖRNEĞİ: BİNGÖL HABERCİ 12 GAZETESİ

iyi-bir-yerel-gazetecilik-ornegi-bingol-haberci-12-gazetesi

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 3. Sınıf öğrenci Muhammed Arpacık, Araştırmacı Gazetecilik dersi için gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Garip Akengin’le röportaj yaptı. Röportaj: MUHAMMED ARPACIK
08 Şubat 2013 Cuma 17:16

Bingöl Haberci 12 gazetesinin ilk çıktığı günlerden yaşanan sıkıntılara, yerel gazeteciliğin zorluklarından gazetenin işlevine kadar pek çok konuda açıklamalarda bulunan Garip Akengin’le gerçekleştirilmiş röportajı sayfa kısıtlaması nedeniyle kısaltarak sayfalarımızda yer veriyoruz…

-Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Nasıl buralara kadar geldiniz?


Yedi yaşına kadar Türkçe’nin T’sini bilmeyen, 11 kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmişim. Okula dahi kendi kendimi kaydettim. Amcaoğlunu yanıma alarak, okula gittim. Hiç unutmuyorum dedim ki “Ben okula kayıt olmak istiyorum.” Ürkek sıkılgan biriydim. O kadar utanıyordum ki arkadaşlarım benimle alay ediyorlardı. Okula beraber başladığımız arkadaşlarım hepsi benden 1-2 yaş büyüktü. Ben tam zamanında başlamıştım. Sınıfta sadece beş kişinin önlüğü vardı ve ben onlardan biriydim. Diyebilirim ki bir önlüğü beş sene giyindim. O dönemler köyümüzde elektrikler yoktu, gaz lambasının altında çalışıyorduk. Ben ilkokulu bitirdikten sonra elektrikler geldi.

-Çocukken idolünüz var mıydı?

Kişinin idolü olmalı. Bu çok önemli. Babam güçlü kuvvetli bir adamdı. Taş duvar ustasıydı.  Arkadaşlarımla mahallede oynarken şunu konuştuğumuzu çok iyi hatırlıyorum. Herkes büyüdüğünde ne olacağını söylüyordu. Bende, ‘‘ Taş ustası olacağım. Baş usta olacağım, babam gibi kuvvetli olacağım’’ diyordum. Daha sonra en büyük ağabeyim İstanbul’da şoförlük yapıyordu. Bende büyüdüğümde, şoför olacağım diyordum. İdolüm onlardı. Eğer babam öğretmen olsaydı ya da pilot olsaydı, benim idolüm bunlar olacaktı. Onun için çok önemli. İnsanlar yalnız kendisine bağlı değildir. Herkesin birine örnek olması gerekiyor. İyi şeylerle tabi. İyi idol olmamız gerekiyor insan olarak.

-Haberci12 nasıl bir amaçla ortaya çıktı?

Bingöl küçük bir yerdir. Bingöl’deki nüfusumuz iki yüz elli bindir. İstanbul’daki nüfusumuz Bingöl’den az değildir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, gazetemiz İstanbul’daki Bingöllülere bir heyecan verdi. Çünkü bunu duyuyoruz ve insanlar bunu rahatlıkla söylüyor. İstanbul’daki Bingöllülerin dayanışmasına kaynaşmasına ve örgütlenmesine vesile olduk diyebilirim. Bu aynı zamanda bizim için bir amaçtı. Kurulduğumuz gün de, bugün de.


-Size göre Gazetecilik nedir? Nasıl olmalıdır?


Gazeteciliği şöyle düşünüyorum,  hatta isim arayışındayken şunu düşünmüştüm: Ayna. Gazete aynadır, gazete halkın aynasıdır, ne varsa onu gösteriyor. Gazeteci de öyle olmalıdır. Aynanın arkasındaki hesabı değil, önyargılarla değil, ötekileştirerek değil. Belki gazeteciliğin kalıpsal bir tanımı vardır ama benim tanımım: Gazetecilik sorumluluktur.


-Haber yaparken nelere dikkat ediyorsunuz? Yayım kriterleriniz var mıdır? Varsa bunlar nelerdir?

Mesela bana Bingöl’den bir haber geliyor. Haber kaynağımın güvenirliliğine dikkat ediyorum. Köyü tanıyorum ve muhtarı arıyorum, köy dernek başkanını arıyorum, ‘‘Böyle bir sorun var doğru mu? Yanlış mı?’’ diye soruyorum.  Bir kere o haberin doğruluğunu teyit ederim, en az üç ağızdan. Diğer taraftan bu haber topluma ne kadar faydalı, mesela gazetemizde bazı haberleri bulamazsınız.
Örneğin bizde, hırsızlık haberi yoktur, uyuşturucu haberi yoktur, tecavüz, terör haberleri yoktur. Zaruret olmadıkça.  Yani bardağın dolu tarafından bakmalı. Ayrımcılıktan yana olmadık!  Tam tersine ayrımcılığa karşı durduk, en önemlisi bu kriter!

-Yerel bir gazete olarak 150. sayınızı çıkardınız ve 10 yıldır gazeteniz yayımda, bunu nasıl başardınız?

İnsanlarımızı bir araya getirmek onlarla beraber paylaşmak, beraber eğlenmek, dayanışma içerisinde olmak çocukluğumdan beri, bir içgüdümdü. Ve ben bunun içindeyim ve yıllardır’ da bunu yapıyorum. Dernekleşmeler, taziyeler, cenazeler, düğünlerde, eğer abonemizse, onun cenazesine de gitmişizdir, düğününe de gitmişizdir, bayramına da. İnsanlar bu şekilde bizi sevdiler ve sahiplendiler. Ve normal şartlarda randevu alamadığımız iş adamları, bizi cenazelerinde, taziyelerinde görünce, kendileri arayıp sordular. Bize,‘‘Ya kardeşim bir gelin tanışalım, bu bizim gazetemizdir. Bizi de abone yapın’’ dediler.


-Yerel bir gazete olarak, ulusal basına bakış açınız nedir?


Yerel bir gazetecinin ekonomik özgürlüğü olduğu takdirde, en güzel gazeteciliği yerel gazetecilerin yaptığı görülmüş olacaktı! Şunu iddia ediyorum: 10. yıla giriyoruz, başladığımız gün de aynı şeyi söyledik, bugünde aynı yerdeyiz. Bingöl’ün bütün renklerine biz, ortak mesafedeyiz. Bizde en dip sağ var, en dip sol var ama biz hepsinin tam ortasındayız. Hepsinden de arkadaşım var. Hiç birini ötekileştirmiyoruz. Belki de bizi devam ettiren de budur. Bu çok önemli bence. Bunu ulusal basında, bu kadar görmüyorum. Bu kadar hoşgörü ulusal basında yok! Başlıklarına baktığın zaman, bunu görebiliyorsunuz.

-Gazetenizi nasıl ayakta tutuyorsunuz,  reklam sıkıntınız olmuyor mu?

Çok şükür reklam sıkıntısı yaşamadım bugüne kadar. Birini arıyorum, bu sayıda senin reklamını yapalım diyorum. Bana hayır demiyorlar. Şundan olsa gerek: Bizim toplumumuza yönelik yaptığımız bu dayanışma çalışmalarının meyveleri olarak kabul ediyorum. Eğer ben insanlara bu kadar koşmazsam, insanlardan hayır duaları almasaydım, bu gazeteyi bugünlere getiremezdim.  6 yıldır öğrencilere burs almalarına aracılık ediyorum. Sağ olsun yaptığımız haber üzerine değerli bir işadamımız Ali Çinko, beni arayarak bana beş kontenjan ayırdığını söyledi, inanılmaz sevinmiştim. Sanki o para benim kızıma ya da oğluma verilmiş gibi oldu. Bu gazetenin ayakta durmasının o öğrencilerin dualarıyla olduğunu düşünüyorum. Her sene farklı işadamlarına öğrenci belgelerini vererek aracı olmak bana bir görev olmuş, özellikle yetim önceliklidir. Bir dayanışma bir organizasyon olduğunda, orada gönüllü olarak koşturuyorum. Tabii insanlar bunu değerlendiriyor, bu ay diyor gel ben de bir reklam vereyim. Bir başkası öteki ay. Bu şekilde. Dört çocuklu bir aile, annemle beraber yedi kişilik bir aile. Geçimimi başka bir gelir olmadan, bu şekilde sağlayan bir gazeteciyim.

-Gazetenizin hedef kitlesine baktığımızda hem yerel hem ulusal hem de Avrupa’daki yurttaşlar bulunuyor. Tam da bu nokta da, gazetenizle ilgili ileriye yönelik hedefiniz nelerdir?

Eğer ben bir işi yapıyorsam, en iyisini yapmalıyım. Aslında bu herkesin hedefi olmalı. Eğer bir insan dernekçilik yapıyorsa, o derneğin içinde en iyisini yapmalı. Eğer bir adam inşaatçı ise, en iyi inşaat nasıl yapılıyorsa onu yapmalıdır.




Bu işi daha büyütmek için üç yıl önce, iş adamı ve derneklerden oluşan 250 kişiyi bir araya getirdim. Hedefim çok büyüktü. O idealim halen devam ediyor. O idealim yüzünden teklif olmasına rağmen siyasete de girmedim. Siyaset yapmak istemedim. Çünkü ben siyasete girmiş olsaydım, bir taraf olurdum. Sırf o idealim uğruna siyasete girmedim. Şöyle bir hayalim vardı, çok ortaklı anonim bir şirket kurarak, Türkiye’nin genelinde günlük bir gazete çıkarmak. Halen o hedefimden vazgeçmiş değilim. Siz de bilirsiniz ki şuanda Türkiye’de en çok satılan gazete “Zaman” gazetesidir. Zaman’da de kapı kapı elden dağıtılarak büyüyen bir gazetedir. Benimde hedefim, Zaman gibi değil, daha böyle geniş kitlelere, herkese hitap eden bir gazete çıkarıp, kapı kapı ve binlerce kişiye istihdam sağlayacak bir gazete çıkarmaktı. Halen bu hayalim var.


-Yerel gazetelerin en büyük sorunu nedir?

Yerel gazetelerin en büyük sorunu maddi sorundur. Ekonomik sorundur. Başbakanımız daha Başbakan olmadan önce, “Biz iktidar olduğumuzda, yerel basınımızı destekleyeceğiz” dedi. O sözü tutmasını halen bekliyorum. Anadolu basını günlük gazete çıkaranlara ilan hakkı var. Ama İstanbul Anadolu yakası gibi bir yerde 100’ün üzerinde yerel gazete var. 15 günlük, haftalık, Aylık kategorilerde gazeteler var. Bu gazeteler de, reklam bulamayınca çıkaramadılar, çıkaramıyorlar. Reklam bulmak için motivasyon gerekli. Bu motivasyonu bu heyecanı kaybettiğin anda, gazete bitiyor. Şimdi benim heyecanım bitse, gazete diye bir şey kalmaz. Ama bunu kurumsal hale getirmek için, devletin de buna destek olması gerektiğine inanıyorum. Niye? Ben 150 sayı gazete çıkarmışım, yüzlerce haberim var, makalem var, web sitem var. Evet, ben sigorta ödüyorum, vergi mükellefiyim,  Bağ-kurluyum, ben bu bağ-kur ödemesinde zorlanıyorum. Yapılandırma yapmasaydım, Sarı Basın Kartımı alamayacaktım. Burada belki 100 gazete var, bir bende Sarı Basın Kartı var.  O da ben gazeteciysem dedim, benim kartım olmalı, ehliyetim olmalı. Buda bir ehliyettir.

Eğer ehliyetin yoksa araba kullanamıyorsun. Ama bugün yüzlerce binlerce yerel gazete var ve yüzde 90’ında Sarı Basın Kartı yoktur. Bu basın kartını almayı çok zorlaştırmışlar. Bunlar kolay değil. Çünkü herkes vergisini ödeyemiyor. Vergisini ödemeyince fatura olmuyor. Bir kere Bağ-kur’un olmayınca, devlet sana sosyal güvence vermiyor. Tamam, iyi güzel ama bunu ödeyemiyor ki insan. Kira mı ödesin? Bağ-kur mu ödesin? Faturasını mı ödesin? Bu sıkıntıyı çekiyoruz. Bu sıkıntıyı herkesin çektiğini söylüyorum. Bende aynı sıkıntılardan geçiyorum. Yani 15 günde bir çıkan bu gazetenin belli ilanları alabilmesi gerekiyor. Benim Bingöl’den alabilmem gerekiyor ya da İstanbul’dan. Bu sadece benim değil, bütün yerel gazeteler adına bunu söylüyorum. Yerel gazetelerin tamamen sorunu bu.

-Bingöl yerel gazetesinin İstanbul’dan yayımlanması zor olmuyor mu? Ne kadar okunuyorsunuz?

Bu anlamda ilkiz. Bingöl’de benden önce bu şekilde bu işi yapan olsaydı, zaten bu kadar tutulmazdı. İlk olduğu için bu çok önemlidir. Bu anlamda ilkler her zaman akılda kalıcıdır. Teknoloji korkunç gelişti.  Bu anlamda şanslıyız. Adam dağda kaldı, fotoğrafını çekiyor bana yolluyor. Vali’ye, Kaymakam’a ulaşamaz ama bana haber veriyor. Vatandaş şuan dağda mahsur kaldı, kar altında ve yardıma muhtaç diyorum ve yardım ediyorlar. Onların numarası yok, ama benim numaram özellikle “Kiğı, Adaklı, Karlıova, Yayladere, Yedisu ve Sancak bölgesinde her köyde ve her muhtarda var” diyebilirim.

-10 yıllık süre zarfında Bingöl’ün örgütlenmesini, dayanışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul’da çok güzel bir dayanışma içerisindeyiz bunu diyebilirim. Gazetemizin buradaki rolünü herkes söylüyor. Bende bundan mutluluk duyuyorum. Köy dernekleri inanılmaz bir şekilde çoğaldı. Çünkü gazetemizde gördükleri köy haberleri derneği olmayan köyleri teşvik etti. Başladığımızda 25 olan dernek sayısı, bugün 110 civarında. Bu sayının çoğalmasında gazetemizin fonksiyonu göz ardı edilemez.

-İlk gazetenizi ne zaman çıkardınız, neler hissettiniz?

İlk gazetemizi 2004’ de.1 Şubat günü idi. Kurban Bayramının 1. günü çıkardık. Arkadaşımla gazeteyi matbaaya verdik. Gece alacağız. Arkadaşım bir yakınına gitmişti. Ben de, yorgunluktan matbaaya ait bir mescitte uyuya kalmışım. Telefonumun şarjı da bitmiş. Tabi bir kalktım gece olmuş. Hemen koşturmaya başladım. Tam kapıya çıktım, arkadaşım gazeteleri arabaya yüklemiş ve gidecekler. Beni görünce, ‘‘Ya ağabey sen nerdesin?” dedi.

Beni boş ver. Gazete çıktı mı? Nerde?
Hemen gazeteyi elime aldım, inceledim. İnanılmaz bir heyecandı. Yorgunluk hiçbir şey kalmadı.
Düşündüm ve ‘ya yok ilk çocuğum da bu kadar heyecanlanmamıştım. Çünkü çocuğu bekliyorsun, gününü sayıyorsun, hastane’ye götürüyorsun. Tabii onunda hikayeleri ayrı. Ama bu gazete ayrı. İşin içinde acemilik de var. Gazete de benim emeğim var, göz nurum var. Gazete benim çocuğum gibidir. Gazete çıktığında benim bütün yorgunluğum bitiyor. İşte bunu ben yaptım diyorum.

muhammedarpacik@gmail.com


Haber okunma sayısı: 11663

GÖLBAL


Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ