• DOLAR 3,6669 TL
  • EURO 4,3166 TL
  • Altın 151,5604 TL
whatsaap haber hattı

‘Özgürlükler kısıtlanınca, iyi adımlar da siliniyor’

-ozgurlukler-kisitlaninca-iyi-adimlar-da-siliniyor

Kiğılı hemşerimiz Alman Yeşiller Partisi Merkez Milletvekili Bayram İnan, gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Avrupa’dan Türkiye’nin söylendiği gibi ekonomik açıdan o kadar iyi görünmediğini belirten İnan, atılan demokratik adımları da ‘yetersiz ama önemli’ gördüğünü vurguladı.
24 Aralık 2013 Salı 14:10

 

İnan, “Türkiye’de bu iktidar tarafından pek çok önemli adımlar da atıldı, bunları inkar edemeyiz ama özgürlükler kısıtlanınca var olan iyi şeyleri de silip götürüyor dedi. İnan’a göre, çözüm sürecinde AKP hiçbir iktidarın cesaret edemeyeceği adımları attı. Ancak özellikle basın özgürlüğü, gösteri yürüyüşü ve çevre konularında AKP hatalar yapıyor bu adımlar Avrupa tarafından dikkatle izleniyor.

İşte Yeşiller Partisi Milletvekili Bayram İnan’la yaptığımız röportaj…

Öncelikle Bayram İnan kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?



1955 yılında Kiğı’nın Sabırtaşı ( Haror) köyünde doğdum. Babam Aziz İnan, çocuklarıyla 1960 yılında İstanbul’a yerleşti. Ben 7 yaşında İstanbul’a geldiğimde tek kelime Türkçe bilmiyordum, o yüzden okula başlayamadım. Daha doğrusu Türkçe bilmiyorum diye beni okula almadılar. Okul müdürü beni eve gönderdi ve Türkçe öğrenmemi istedi. Evde herkese Kürtçe konuşuyordu ve Türkçe öğrenmem olanaksızdı, bu olaya çok üzülmüştüm. Bir yıl içinde Türkçe’yi öğrenip 8 yaşında ilkokula başladım. O hırsla öyle çok çalıştım ki ikinci sınıfı okumadan üçe geçtim. İlk, orta ve Sanat Enstitüsünü Kadıköy’de okudum. Üniversite imtihanlarını kazanamadım. Fakat tek gayem üniversitede makine mühendisliği okumaktı. O sırada babam Almanya’da işçi olarak çalışıyordu. Babam 7 çocuğu olduğunu ve beni Almanya’da okutamayacağını söyledi. Kendi açısından haklıydı, çünkü yaptığımız hesaplara göre okumam için ayda 800 Mark lazımdı, işçi olarak babamın bunu karşılaması olanaksızdı.

Almanya serüveniniz nasıl başladı bize anlatır mısınız?

Kasım 1973 yılında işçi olarak Almanya’ya babamın yanına gittim ve bir fabrikada tornacı olarak işe başladım. Ama içimde ve kafamdaki hedef bir gün okumak ve mühendis olmaktı. Bu arada Almanca’yı öğrendim ve 1980 yılına kadar çalıştım. Sanat Enstitüsünden aldığım diplomayı Üniversite için geçerli saymayıp, Almanya’da lise son sınıfı yeniden okumam gerektiğini söylediler. Lise son sınıfı tekrarladım ve Hamburg Teknik Üniversitesine burslu olarak girmeyi başardım. 1986’da Yüksek Makine Mühendisi olarak mezun oldum. Artık şans benden yanaydı, mezun olduktan sonra mühendis olarak hemen ise başladım ve yıllarca çalıştım ve hala çalışmaya devam ediyorum.

Politikayla tanışmanız nasıl başladı?

Öğrencilik yıllarımda politikaya ilgi duydum ve üniversiteyi bitirdikten sonra, 1990 yıllında Sosyal Demokrat Partiye üye oldum. Üye olduktan sonra aktif olarak partide çalışmalara başladım. Partinin bütün birimlerinde görev aldım. Mahalle teşkilatı, ilçe teşkilatı ve eyalet teşkilatlarında yönetimde değişik görevler aldım. Durmadan ilerliyordum ve tabi ki çok şeyler öğreniyordum, tabiri caizse çekirdekten yetişiyordum. Politikada başarılı olmak istiyorsan bu şart. Burada Türkiye’deki gibi tepeden inme politikacı yok, geleceğiniz yere dişinizle tırnağınızla geliyorsunuz. İki dönem belediye meclislerinde görev aldım, farklı komisyonlarla çalıştım. Daha sonra milletvekili seçildim. 20 yıl Sosyal Demokratlarla çalıştıktan sonra bu son seçimlerde Yeşiller Partisi’ne geçtim üç yıldan beri politikayı burada yürütüyorum. Benim için parti önemli değil. Önemli olan seçmenime hizmet etmek, verdiğim sözleri yerine getirmek. Benim hiçbir parti başkanına minnet borcum yok. Son zamanlarda Sosyal Demokratlar bana ters geldikleri için ayrıldım. Yeşiller de aşağı yukarı onlarla aynıdır ve çevreye, doğaya demokrasiye daha çok önem veriyorlar.

Zaman zaman Türk basınında da açıklamalarınız oldu. Almanya'dan Türkiye'ye bakınca burayı nasıl görüyorsunuz?

Almanya’dan Türkiye’ye tabii ki bir Alman politikacı gözüyle bakıyoruz. Eksiklikleri buradan daha kolay görüyoruz. Almanya demokratik bir hukuk devletidir. Burada üniversiteler, öğrenciler daha özgürler, söz söyleme hakları daha fazla ve basın daha özgür. Basın, iktidarın baskısı altında değildir ve özgürce yazıp çizebiliyor gazeteciler. Şu anda maalesef Türkiye’de bunlar eksik. Tabii ki Türkiye’de bu iktidar tarafından pek çok önemli adım da atıldı, bunları inkar edemeyiz ama özgürlükler kısıtlanınca var olan iyi şeyleri de silip götürüyor. Hep düşünüyorum, Türkiye’de öğrenci ve işçi yürüyüşleri kısıtlanıyor, neden üniversite rektörleri açıkça fikir beyan etmiyorlar, hukuk neden etki altında, neden sürekli hukuka müdahale ediliyor ve insanlar neden yalnızca fikirlerini dile getirdikleri için hapislere düşerler. Yıllardır yüzlerce insan hapiste, sonra bir bakıyorsunuz suç olacak bir şey bulamadık deyip serbest bırakılıyor. İçerde geçen yıllarını ve onurlarını kim geri verecek peki? Doğa katlediliyor kimse ağzını açmıyor. Çünkü korkuyorlar. İşte dışarıdan bakınca tüm bu eksik yanları görmek daha kolay oluyor.

Türkiye'de iktidarın söylemlerini nasıl buluyorsunuz?

İktidarın söylemlerini demokrat bulmuyorum. Bence iktidar ülkeyi ikiye ayırıyor. Yüzde 50 benim ve yüzde 50 diğerleri diye. Böyle olmamalı iktidarlar herkesin iktidarı olmalı. Herkesi kucaklamalı. Çünkü bizler hepimiz o ülkenin insanlarıyız. Size soruyorum, Kiğı Belediye Başkanı CHP’liydi, Karakoçan Belediye Başkanı ise DYP’den seçilmişti. Neden hepsi AKP’ye geçti? Çünkü mecbur bırakıldılar. Bu başkanlar vatandaşa hizmet getiremiyorlardı, AKP’ye geçtikten sonra her türü desteği almaya başladılar. Van’a bakın mesela, farkı hemen görürsünüz. AKP belediyelerine ve diğer belediyelere bakın. İktidardan olmayan belediyelere bir şey yok. Böyle olunca demokrasiden bahsetmek mümkün mü?

İktidarın ekonomi alanında nasıl görüyorsunuz? Gerçekten Avrupa'nın en büyük ekonomilerinden biri olarak görülüyor mu Türkiye?

Ekonomi anlatıldığı kadar tozpembe değil. Tabi ki çoğu Avrupa ülkesinden daha iyi durumda ama çok eksikler de var. Hiç dış borçtan bahsedilmiyor. Benim merak ettiğim ülkede satılacak bir şey kalmazsa ondan ne yapılacak? O zaman da böyle rahat konuşabilecek miyiz? Şu an var olan ve bizim de bazılarını takdir ettiğimiz projeler tabi ki var. Ekonomide Avrupa’nın en iyiyiz demek biraz fazla abartılmış bir büyüklenme bence.

Kürt sorununun çözümü için yürütülen çözüm sürecini Avrupa nasıl değerlendiriyor?

Bir Kürt kökenli Türkiyeli vatandaş olarak, Kürt sorunu için atılan adımları tabi ki takdir ediyorum. Fakat atılan adımlar sadece göz boyamak için olmamalı. Barışın olması için bu gerekli. Açılımda bazı bölümleri ben eksik buluyorum. Mesela ana dilde eğitim sadece özel kolejlerde mümkün diyor. Hangi Kürt vatandaş çocuğunu koleje gönderebilecek maddi olanağa sahip peki? Köylerimizin isimleri eskiden de Kürtçeydi. Yeni bir şey yok. Benim kimliğimde hala köyümün adi Kürtçe (Haror) yazıyor. AKP’nin yaptığı en güzel işlerden biri Doğu’ya açılmak ve Kürtleri kabul etmek. Biz de Alman politikacılar olarak bu adımları eksik bulmamıza rağmen takdirle karşılıyoruz. Şimdiye kadar hiçbir iktidar bugün gelinen noktaya gelmeye cesaret edemedi.

Kiğı’ya idareci olan ve yönetmeye aday olanlara ne gibi önerileriniz var?

Bence en önemlisi Kiğılı bir aday olsun. Orayı tanıyan, problemlerini bilen biri olmalı. Bir de belediyecilik çok önemli. İşten anlayan birisi yönetmeli. Şehir planlamasından anlayan, yönetimden anlayan. Aday olan kişiye önce bir konsept hazırlamasını öneririm. Yapacağı, yapmak istediği şeyleri insanlara eksiksiz olarak anlatsın. Bir ilçenin en önemli işlerinin başında şehir planlaması gelir. Başarılı olanlar her zaman seçilirler. Projeleri doğru anlatmak çok önemli.

Kiğı’ya en son ne zaman geldiniz? Gelmeyi düşünüyor musunuz?

Kiğı’ya en son 1971 yılında gittim, bir daha da gitmek kısmet olmadı. İki yıl önce Karakoçan Belediyesi’nin davetlisi olarak Karakoçan’a gittim. Kiğı belediyesi onlar kadar hızlı davranamadı. Ama gitmek istiyorum, inşallah en kısa zamanda bu isteğimi gerçekleştiririm.

Kiğı ve özelde yakın köylerde Kiliseler mevcut, tarihi mekanları restore edip turizme kazandırmak için bir çalışma yada fikriniz var mı?

Tabii ki Turizm çok önemli bir olaydır, işte bir belediye başkanının veya adayanın en önemli görevlerinden biri bu olmalıdır. Keşke yapabilseler, su anda şahsım olarak bir fikirde bulunmam çok zor ancak gelip oraları gördükten sonra, bir fikir yürütülebilirim. Belediyelerin Turizme açılmalarını kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu konuya muhakkak eğilsinler eğer imkânları varsa bu olayı en başa yazsınlar ve benimde bu konuda yapabileceğim bir şey olursa, severek destek olurum.

Kiğı'yı Hamburg ile kardeş belediye yapamaz mısınız?

Hamburg’un Kiğı’yla kardeş şehir olmasını çok isterim. Yalnız burada daha çok iller bazında yapılıyor. Karakoçan da müracaat etti, çalışmalar sürüyor fakat daha net bir durum çıkmadı ortaya. Kiğı’nın olması için de elimden geleni esirgemem asla.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bana hemşerilerimle buluşma imkânı verdiğiniz ve değerli hemşerilerimi tanıma fırsatı verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ederim. Sizin vasıtanızla hemşerilerime selamlarımı ve sevgilerimi yolluyorum. 

 


Haber okunma sayısı: 3631



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

BİNGÖL - HAVA DURUMU

BINGOL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
129 hit, 47 ziyaretçi, 47 ziyaret
Bu hafta:
531 hit, 208 ziyaretçi, 235 ziyaret
Bu ay:
3906 hit, 1650 ziyaretçi, 1885 ziyaret
Toplam:
699922 hit, 217232 ziyaretçi, 300253 ziyaret